Bor Bayan Masör – Mutlu Son

Bor Bayan Masör – Mutlu Son

Bor Bayan Masör – Mutlu Son Başta biraz duraksadı fakat sonra geçide iyice yerleşti, zevk vermekten öte bir güçlük çıkarmaksızın darboğaz boyunca yolunu açtı, o ilerledikçe yol da genişliyor, her yumuşak kırışığı açıp düzeltiyordu. Will’i içime almış olduğum, tamamen sarıp sarmaladığım o hayati bölgeye bağlı olarak zevkimiz de enfes şekilde artıyordu. Tıka basa dolduğu için gerilmiş, çatlayacak kadar olgunlaşmış tabancaı için dünyanın en uygun kılıfı haline gelmiştim. Öyle sıkı bir sarılma, öyle alev ateş bir çekimdi ki kelimeler onu tarife yetmezdi.

Birleşmenin en dayanılmaz noktasına ulaşmıştık fakat daha şiddetle gelmek için birazcık gerilediğinde sanki ateşimin doruğunda onu yitireceğim korkusuyla harekete geçirilmiş şeklinde bacaklarımı çıplak kalçaları üzerinde kavuşturdum. Böylece her yönden ona dolanmış, onu kuşatmıştım. Onu içime çekerek sıkıca tut‐ tum o noktada adeta tek vücut olmuştuk. Bu bir mola, bir zevk durağı anlamına geliyordu, o narin, obur ağzım taşıyabileceği kadar dopdoluydu ve tıkındığı lokmayı nefis bir lezzetle damağında keyfiyordu. Sadece bu kadar fazla kışkırtılan bir zevke ara verebilmek imkânsızdı.

Bor Bayan Masör – Mutlu Son

Bor Bayan Masör – Mutlu Son Heybetli tabanca iki kat güçlü bir gayrete girişti. Bu sırada ben de put gibi durmuyordum, sahibi olduğum tüm hareket aceleciliğiyle ona karşılık verdim. Kısa süre sonra bu ileri, geri gidişlerin tatlı telaşı, alev, alev coşkuı bendeki hazzı doruğuna çıkardı. Ayrılma noktasına vardığımı anlayınca mutluluğumun ortağını geride bırakmaya gönülsüz olduğumdan. Yolculuğumuzun sonuna dek bana refakati sürdürmesi için deneyimimin önerdiği tüm hızlandırıcı hareket ve becerilerden yararlandım.

Rahat durmak nedir bilmeyen mevzuğumun çevresindeki zevk kuşağını sıkıp, sarmalamakla kalmadım, elimi usulca büyülü gömü torbasına götürdüm. Orada o duyarlı yuvarlak haznelere dokunup çok hafifçe sıkınca büyülü temas etkisini anında gösterdi ve hazzın hazla öldüğü, zevkin o esrarlı aygıtının sıcak bir ırmakla o bölgelerde tutuşturduğu alevlerin üstesinden geldiği o tatlı şaraba kavuştuk. Aslına bakarsak yangınların en büyüğü bu tatlı şarabın ta kendisiydi ve bedenim o güzel badeyi bir anda içine çekip yok ediverdi. Ben Will’in tatlı şarabıy-la erirken serpintilerimiz ahenkle birbirine karıştı böylece soluk, soluğa yere yıkıldık.